top of page

Eşit ve özgür bir yaşamı kazanacağız!

Ülkemiz; AKP-MHP rejimiyle gençler, kadınlar, LGBTİ+’ lar için yaşanılamaz bir hale getiriliyor. İktidar İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun ve Medeni Kanun gibi kadını erkek şiddetinden koruyan, kadın beyanını önceleyen hukuki kazanımları itibarsızlaştırmaya ve yok etmeye çalışıyor.


ree

Laikliğin tasfiye edilmeye çalışılması, yeni yargı paketi taslakları, iktidarın nefret söylemleri, tarikat cemaatlerin kurumsal ve sosyal alanlardaki varlığı toplumsal cinsiyet eşitliğine saldırılardan yalnızca birkaçı. İktidar kadınları ve LGBTİ+’ları eğitimden, çalışma hayatından dışlayarak yoksullaştırma, yalnızlaştırma politikaları uyguluyor. Böylece kadınlar ve LGBTİ+lar geleceksizlik ve güvencesizlik çıkmazına sürükleniyor. Derinleşen yoksulluk nedeniyle aileler, çocuklarını yükseköğretim süreçlerinde maddi olarak destekleyemez hâle geliyor. Bu sebeple kadınlar eğitimden koparılarak ya düzensiz ve güvencesiz çalıştırılıyor ya da ev içi ödenmeyen emek alanına katılıyorlar.

Siyasal İslamcı rejim eliyle bilimsel ve laik eğitimin tamamıyla tasfiyesi amaçlanıyor. İmam hatip okullarıyla karma eğitimin önüne geçiliyor, dinci gerici ideolojiler dayatılıyor. Maarif Modeli isimli müfredat programları, ÇEDES projeleri okullar ve yurtlardaki manevi danışmanlarla toplumsal cinsiyet eşitliği tehdit ediliyor. Rejim ilköğretim okullarıyla birlikte üniversiteleri de bir karanlığa sürüklüyor.


Gücünü ve yetkisini AKP’den alan kayyum rektörler özgür ve güvenli yaşam alanlarını daraltıyor. Işıklandırma yetersizliği sebebiyle karanlık kampüslerde taciz ve şiddet riskleri artıyor. Yaşanan taciz ve şiddet vakalarının bildirilmesi, gerekli hukuki sürecin başlatılması ve faillerin cezalandırılması için üniversitelerde kurulan Cinsel Tacizi Önleme Birim’leri kayyımlar tarafından işlevsizleştiriliyor.


Kadınlar ve LGBTİ+’lar yalnızca okullarda değil, yurtlarda da eşitsizlikle karşı karşıya kalıyor. KYK ve kampüs yurtlarında giriş çıkış saat takibi kadın yurtlarında oldukça sıkı bir denetlemeye tabi tutuluyor. KYK ve kampüs yurtlarının azlığı ve niteliksizliği sebebiyle öğrencileri özel yurtlara mecbur bırakan iktidar, yoksul öğrencileri tarikat yurtlarına mahkum ediyor. Tarikat yurtlarında öğrenciler sözlü ve fiziksel tacize maruz kalıyor.


AKP’nin üniversitelerdeki tezahürü olan kayyım rektörler kampüsleri de tacizin ve şiddetin çoğaldığı, eşitsiz ve güvensiz alanlara dönüştürüyor. Bilim ve fikir üretilmesi gereken üniversiteler, yine yaşam mücadelesi verilen alanlara dönüştürülüyor. Kadınlar okullarında öldürülüyor. Kadın cinayetlerini engellemekten bile aciz olan kayyımlar üç maymunu oynuyor, hesap soran öğrencilerse ÖGB müdahalesiyle karşılaşıyor.


Kadınlar akademide de kendini var etme mücadelesi veriyor. Akademik araştırma ve geliştirme alanları, staj imkanları erkeklerde olduğu kadar çok seçenekli olmuyor. Uzun çalışma saatleri ve özveri gerektiren akademi hayatı, kadınların toplum tarafından yapmak zorunda bırakıldığı ev işleri ve çocuk bakımı gibi işler sebebiyle ikincil bıraktırılıyor.

Siyasal İslamcı rejimin tüm bu gerici ve eşitsiz politikaları bizlere “Artık Yeter” dedirtti. 19 Mart günü, en temel haklarımıza, yaşamımıza ve geleceğimize saldıran rejime karşı birleştik. Sokakları isyana boyayan genç kadınlar olarak yaşamlarımıza ve geleceğimize sahip çıkıyoruz dedik. Tek adam rejimine karşı hep birlikte ses olmayı başardık. Şimdiyse okullarımızda oluşturduğumuz meclislerde, olduğumuz topluluklarda ve kulüplerde, geniş birliktelikleri kalıcı hale getirme zamanı.


Hayatın yarısı olan kadınların ve LGBTİ+’ların talebinin, sözünün, derdinin, inadının birleşik bir feminist hareketini oluşturma zamanı. Laik, özgür, eşit ve demokratik bir ülke mücadelesinde, özerk-demokratik üniversite mücadelesinde, temel yaşamsal haklara erişim mücadelesinde birleşik gençlik hareketini büyütme zamanı. Tek adama karşı hepimiz varız deme zamanı.


Hayatta inadımızla var olmaya, yaşamlarımız için mücadele etmeye, dayanışmaya, ışığımızla yolları aydınlatmaya devam ettikçe kalabalıklaşacağız, sokaklardaki birlikteliği kalıcı örgütlülüklere dönüştürebileceğiz.


Rejim haklarımıza ve hayatlarımıza saldırılarını bu denli arttırmışken bizler taleplerimizi bir kez daha haykırıyoruz.

Eşit, bilimsel ve laik bir eğitim istiyoruz. Eşit ve özgür yaşabileceğimiz bir ülke istiyoruz. Güvenli ve güvenceli çalışmak istiyoruz. Şiddetsiz ve sömürüsüz bir yaşam istiyoruz. Tek adam rejiminden ve okullarımızdaki tezahürü olan kayyumlardan kurtulmak istiyoruz.


Hayatlarımız için,

Geleceğimiz için,

Laik, demokratik, eşit ve özgür bir yaşam için,

Sokak

ları, meydanları, geceleri, kampüsleri geri kazanmak için,

Birleşelim!

 
 
 

Yorumlar


bottom of page