top of page

12 Eylül faşizmi AKP'yle sürüyor!

11 dakika önce
2 dakikada okunur


12 Eylül darbesi, Amerika’nın komutasında, hakim sınıflar ittifakının istekleri ve ihtiyaçlarına uygun olarak gerçekleştirildi.


68’den itibaren yükselen ve geniş halk kesimlerinde karşılık bulan devrimci siyaset, 80’lere yaklaşıldığında egemen kapitalist düzenin alternatifini var eden, başka bir dünyanın mümkün olduğuna işaret eden bir toplumsal güce dönüştü.


Latin Amerika başta olmak üzere tüm dünyaya yayılan kanlı ABD müdaheleleri de böyle bir konjonktürde ortaya çıktı. Fabrikalarda yankılanan grev çığlıklarını, sokakları zapt eden devrimci umudu tank paletleriyle ezmek istediler.


12 Eylül de böyle bir dönemde esas olarak halkın kendi kendini yönetme fikri etrafında toplanan siyaset anlayışını boğmak üzere harekete geçirildi.


Askeri faşist cunta, halka ve devrimcilere savaş açtı.


"Bizim çocuklar başardı" dediler; bu ülkenin aydınlık insanlarını cezaevlerine doldurdular, işkence tezgâhlarından geçirdiler. İdam sehpalarında ülkenin devrimcilerini katlettiler.


Parlamento kapatıldı, anayasa askıya alındı; tüm demokratik muhalefet ortadan kaldırıldı.


Halkın siyaset yapabildiği örgütlerin dağıtılması ve yasaklanması, sendikaların zayıflatılması; siyasi partilerin lider sultasına teslim edilmesi, seçim barajlarıyla siyaset alanının daraltılması bu zihniyetin sonucuydu.


Darbe eliyle neoliberal politikalar ve siyasal İslamcı dönüşüm ülke genelinde egemen hale getirilmeye çalışıldı.


Tüm bu gelişmeler incelendiğinde çok açıktır ki 12 Eylül’e karşı mücadele onun birçok noktada uzantısı ve mirasçısı olan mevcut iktidara karşı mücadeleden ayrılamaz.


Bu ikisi arasındaki bağları görmeyen siyasal hareketlerin iktidarın yedeğine düştüğü ve düşeceği yadsınamaz bir gerçektir. Ülkemizde demokratikleşme ve barış adımları olarak pazarlanan, ABD eliyle dayatılan yeni rejimi de bu doğrultuda değerlendirmek elzemdir.


Sanılmasın ki 12 Eylül bitti! 12 Eylül; bugün saraylarında halkın ekmeğini küçülten, ülkeyi tarikatlara ve cemaatlere teslim eden, laikliği bu toprakların bağrından söküp atmaya çalışan tek adam rejiminde tüm gerçekliğiyle yaşıyor. Üniversitelerimizi kayyumlarla, polisle, şeriatçı çetelerle kuşatanlar; geleceğimizi bir avuç patronun kâr hırsına kurban edenler, o darbe günlerinin zihniyetini derinleştirerek sürdürüyor.


Bugün geri dönüp bakıldığında Kenan Evren ve beraberindeki tüm muşmula suratlılar nasıl lanetle anılıyorsa, ABD’nin eliyle hediye ettiği kanlı imkanlar nasıl ölümünde dahi temizlenmediyse, cuntacıların fotoğraflarına nasıl iğrenilerek bakılıyorsa darbenin katlettiği devrimcilere; Hıdırlara, İlyaslara, Özençlere, Minelere, Erdallara o kadar onurla, o kadar gururla ve o kadar sarsılmaz bir yeminle bakılıyor.


Bu gerçek 12 Eylül’ün devamını üstlenmeyi görev bilen mevcut iktidara da ders olmalıdır. Bilinmelidir ki dünyanın hiçbir yerinde halka kök söktürmeye and içmiş iktidar sahiplerinin sonu Kenan Evren’den farklı olmayacaktır.


Unutmasınlar; bu karanlık ne ebedidir ne de yenilmez! ABD destekli tankların paletleri altında ezileceğini sandıkları o devrimci kökler, bugün bu topraklarda yeniden filizleniyor.


12 Eylül’ün ve bugünkü Saray rejiminin mirasını paramparça edecek, eşit, özgür, laik ve bağımsız bir ülkeyi kendi ellerimizle kurana kadar durmayacağız.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page