top of page

Üniversiteleri Gerçek Anlamda "Halka Açmak": Gençlik Forumlarıyla Özerk ve Demokratik Üniversite Mücadelesi

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Üniversitesi, rantçı politikaları ve kayyum yöneticileri aracılığıyla AKP'nin emri ile kapılarını "halka açtı". Bu kararın demokratikleşmeye dair atılmış bir adım olmadığı, bu kararın alınma yönteminin demokratik olmaması yönüyle bile bariz açıktır. Kayyum rektör, üniversitenin bileşenlerinin; akademisyenlerin, öğrencilerin ve üniversite emekçilerinin söz hakkını yok saymakta, varlıklarını görmezden gelmektedir.


Verilen bu karar doğrultusunda "kapısız üniversite" tartışmaları devam etmektedir. Bu konuda kaçırılmaması gereken önemli bir husus vardır, bu husus da kararın AKP iktidarı tarafından alınmış olmasıdır. Öğrencileri müşteri olarak gören, üniversiteleri şirket gibi işleten, hakkını savunan bileşenlere karşı polis gücü ve faşist çeteleri kullanan bu iktidarın gerçekleştirdiği herhangi bir hamleden demokratikleşme umudu beklemek, gerçekçi değildir. Bu iktidarın demokratikleşmeye dair adım atması mümkün değildir; geçmişte bu tür taleplere nasıl yanıt verdiğini hatırlamak ve olayları Türkiye'nin mevcut konjonktüründen ayırmamak önemlidir. Rejimin niteliği, iyi niyetli bir bakışa müsait değildir.


AKP'nin aldığı bu karara yönelik gelişen tepkilerde sola dair gelen kaygılar ve 90'lı yıllardaki mücadelelere atıfta bulunularak yapılan 'iyimserlik' ifadeleri, demokratik üniversite mücadelesi bağlamında değerlendirilemez. Eleştirilere "Güvenlik var da ne oluyor, zaten faşistler giriyor" gibi bir ön kabul sunarak eksik bir vurgu yapılıyor. Bu durum kabul edilecek ya da normalleştirilecek bir şey değildir; aksine teşhir edilmesi gereken bir durumdur. Üniversitede en geniş öğrenci cephesi ile harekete geçmek ve bileşenlerden bağımsız alınan bu karar, elbette farklı görüşleri içinde barındıracaktır. Ancak tüm öğrencileri ilgilendiren ve bu kararın uygulanmasında tepkilerini dillendiren öğrencilerin eylemselliğine sadece 'kaygı' olarak yaklaşmak hatalıdır.


Bugün ülkemizde iktidar, öğrencilerin kazanımlarını engellemek için çeşitli önlemler almaktadır. Örneğin faşist grupların üniversiteye yönelik saldırılarını destekleyerek öğrencilerin eğitim hakkını engellemeye çalışmaktadır. Fakat bu saldırılar iktidar desteğine rağmen, her defasında okuluna ve ülkesine sahip çıkan öğrencilerin çabasıyla sonuçsuz kalmaktadır. AKP iktidarı öğrenci hareketlerinden ve dayanışmasından korkmaktadır. Öğrencilerin üretimlerine, elde ettiği kazanımlara, bilime ve sanata düşmandır. Üniversitelerin demokratikleşmesi, üniversitelerde toplumsal dayanışma üretimlerini dahi baskılayan, kayyumlar ve gerici uygulamalarla üniversitelerde eğitim hakkımızı engellemeye çalışan iktidarın en son isteyeceği şeydir.


AKP'nin hayalini kurduğu üniversiteler, öğrencilerin müşteri olarak para kazandırdığı şirket üniversiteleridir. AKP'nin hayalini kurduğu üniversiteler, kadın ile erkeğin haremlik selamlık sistemle ayrıldığı kadın düşmanı üniversitelerdir. AKP'nin hayalini kurduğu üniversiteler, yandaşlarının ve taraftarlarının torpil ihtiyaçlarına basamak olan üniversitelerdir. Üniversitelerin "halka açılma" kararı, yaklaşan seçimler doğrultusunda hem AKP'nin seçim ajandasının bir "icraati" olarak kurgulanmakta hem de üniversitelerin iç yapısını ve niteliğini değiştirme çabasını yansıtmaktadır. Biliyoruz ki, gerçek anlamda üniversitelerin halka açılması, emekçi halkın çocuklarının ücretsiz, nitelikli, bilimsel eğitime ulaşabilmesi ve üniversitelerin özerk - demokratik bir hale gelmesiyle ancak mümkündür.


Üniversitelerin demokratikliği ve özerkliği, sadece kapıların fiilen açık olması ile değil, karar alma süreçlerinde iktidar ve bürokrasi yerine öğrencilerin, akademisyenlerin ve emekçilerin söz sahibi olduğu bir yapıyı ifade eder. Bu söz sahipliği de ancak örgütlenme ve katılım yoluyla sağlanabilir. Özerk ve demokratik üniversitelerin "kapıları", toplumsal katılıma ve etkileşime ancak bu yol ile gerçekten açık hale gelebilir.


Kendi üniversitemizde söz sahibi olmanın yolu, üniversitelerdeki Gençlik Forumları'nda etkin bir şekilde yer almaktan ve bu forumlarda gençliğin sözünü güçlendirmekten geçiyor. Gençlik Forumları'nı örgütlemek, demokratik bir üniversite siyasetini inşa etmek adına şarttır. Kayyum yöneticiler yoluyla yukarıdan aşağıya üniversitelilere rağmen kararlar dayatılıyor. Bizim de görevimiz, aşağıdan yukarıya demokratik bir karar alma sürecini inşa etme mücadelesini vermektir.


Özerk ve demokratik üniversite mücadelesiyle, yarını bugünden kurmak için Gençlik Forumları'nda buluşalım!

146 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Kommentare


bottom of page